Monday, April 26, 2010


Dear God, one word. Infertility. Amen.

İçimdeki çocuğu büyütebilmek için bir çocuğa ihtiyacım olduğunu düşünüyorum bazen. Kadınlarda annelik içgüdüsü doğuştan gelirmiş hani ama bir insan bu kadar mı biyolojisine yenik düşer bazen ben bile hayret ediyorum. Kanada'ya gidene kadar çocuk meraklısı değildim esasında, hatta kardeşi olmayan bencil bir yaratık olarak ilk ailemde 3 küçük veletle beraber yaşayacak olma fikri bile midemi bulandırmıştı. Artık ordan alıştım sonra sırayla arkadaşlarım birer ikişer doğurdu da özendiğimden mi bu hale geldim yoksa ciddi ciddi biyolojik saat işledi mi bilmiyorum ama sokakta her gördüğüm çocuğa etraftakilerin "ayyy yazıkkk kadıncağız senelerdir evli deniyolar bi türlü çocukları olmuyor" dedirtecek gibi hayranlıkla bakıyorum.

Çocukların yüzündeki merakını hiç beklemediğiniz anda fazlasıyla açık sözlü ve beklenmedik bir zekayla konuşmalarını, erkek çocuklarının istisnasız aşık gibi bakışlarını, kız çocuklarının bilmişliğini ve cadalozluğunu seviyorum. Herşeyi anlatabilirmişsin ve sanki büyüklerden bile daha iyi anlarlarmış gibi gelen bilgeliklerini, kafalarını göğsüne koyduklarında tüm dünya durmuş da o küçük yaratığın sevgisiyle tüm yaraların sarılmış gibi hissettirebilmelerini seviyorum. Ve sanırım en çok da bencilce ama insanı "büyümüş" hissettirmelerini seviyorum.

Kadın büyümek için, erkekse çocuk kalabilmek için çocuk yapar zaten bana göre. Bu yüzdendir ki erkekler çocuklarıyla boğuşup evi kırıp döker gizlice abur cubur yerler durmadan. Kadın kendini tamamlamak için erkekse eksik kalan yarılarını bulabilmek için çocuk yapar, bense sanırım hem büyümek hem de büyümeye karşı durmadan direnmek için istiyorum çocuk yapmayı.

Geçen senelerde "the one" zannetiğim bir adam vardı, salak gibi "allahım ne olur hamile olayım" diye 2 haftada bir test yaptığımı hatırlıyorum. Türk filmi klişesi olarak evlenmeye zorlamak için değil, "bana senden birşey kalsın" psikolojisinden. Evet salağım ama kendimce sanki eğer onun çocuğunu doğurursam kendisinin bile haberi olmaksızın ona tamamen sahip olmuş olacaktım, sonra Kanada'ya yerleşip senelerce çocuğunun varlığından bahsetmeyecek bir gün herşeyi tamamen oturttuğum ve kendi hayatıma tamamen sahip olduğum bir gün geri dönüp onu pişman edecektim. İnsanın salaklığının sınırı yok nitekim.

"Çocuk doğur da sevelim" dedi bir arkadaşım az önce oradan aklıma geldi tüm bunlar, zira ben kendi kıçımı bile toplayamazken tam anlamıyla kendime ancak çocuk doğurunca geleceğimi düşünüyorum, tabi bu sırada çocuğun heba olması da olası, zira sanırım benim istediğim şey çocuktan çok kardeş ki utanmasam anneme "git bana kardeş yap" diyeceğim. Saatlerce alışveriş yapıp benzer kıyafetleri giyme klişesine düşeceğim bir kız çocuğu, ve arkadaşlarının ağzının sularını akıtarak bakacağı bir erkek çocuğu istiyorum. Böyle bir arkadaşım vardı, allahım annesi ne kadar güzel ne kadar seksi bir hatundu...bu facebook'a falan annesiyle gece dışarıya çıktıklarındaki fotoğrafları koyuyor baktıkça kadına hayran kalıyordum. Benimki bir nevi gösteriş merakı yani, aynı annem gibi biraz da o arkadaşımın annesi gibi olmak ve kendimi "çocuk da yaparım kariyerde"nin büyüsüne kaptırmak istiyorum bazen.

Oturup şimdi bizimkilerle yaptığım gibi saatlerce erkek arkadaşlarını hem de en detayına kadar çekiştireceğim cinsel hayata dair bile geyiğin dibine vurabileceğim bir kız çocuğu, "dünyanın en güzel kadını benim annem" diyerek beni oedipius kompleksinden oedipius kompleksine sürükleyecek bir erkek çocuğu istiyorum. Günün yorgunluğunu yine şimdiki gibi çıkıp bardaklarca şarap içerek, dans edip "teaser"lığın genetik olduğunu kanıtlayacağm bir kız çocuğu, kalbim kırıldığında ne kadar küçük olduğuna aldırmaksızın dünyayı benim için yıkacağına emin olduğum saçlarımı okşamasıyla hayatın derdini unutacağım bir erkek çocuğu istiyorum. Bencilce belki ama güçsüzlüklerine bakıp kendimi dünyanın en güçlü kadını olarak hissetmemi sağlayacak bebekler istiyorum.

Sonra aklıma evde şişelerce şarap ve yıkanmamış bulaşıklar olduğu üstelik parasızlıktan kırıldığım ve kilo vereceğim diye götümü yırtıp durduğum her gece dışarı çıktığımda saat 3e kadar daha nerede kalacağım belli olmadığı gerçeği geliyor, gidip komşunun kızını sevmekle yetinmenin en iyisi olduğunu düşünüyorum. Diyorum ya ne kadar zorlarsam zorlayayım henüz bir türlü büyüyemiyorum.