Wednesday, May 12, 2010


Yani şimdi "ayyy ben hiç kıskanmam kiiii" diyemicem

Bilen bilir sevgi pıtırcığı hümanist "fortik" (bu da H'nin annesinin bana uygun gördüğü sıfat!) olmanın yanı sıra bildiğin haset,kıskanç,iblis bi hatuna dönüşebiliyorum zaman zaman. Benimki öyle "ıyyy benden iyi durumda ya inşallah geberir pis sürtük!!" deyip ayağını kaydırma çabası ya da sevgiliye kabir azabı çektiren "o kimdi, kim aradı, o kıza niye baktın" zırvaları değil, içten içten inanılmaz imreniyorum ve hatta bunu fütursuzca dışa da vuruyorum o kadar sadece. Bir kere ben itiraf ediyorum ilgi manyağının tekiyim, ilgi çekicem diye kendini saçma sapan durumlara sokan, egosantrik burnu havada hatunlardan olmamakla beraber benimle ilgilenilmediğini hissettiğim anda bildiğin üzülüyorum, bir tripler bir atarlar falan...Hatta biraz yüz bulduklarıma "offf benle ilgilennn!!" diye açık açık söylüyorum bile...çocukken de böyleydim insanların yüzünü çat diye kendime çevirir "beni dinleeee" diye çemkirirdim.

Her neyse işte bu aralar yine hasetimden çatlayacağım bir kaç birşey oldu, 2 gündür "aheheh ohoho çok eğleniyoruz, enerji sinerji süper" modundayken hazır böyle boktan light birşeyler karalayım dedim.

Bir kere deliler gibi yiyip o göbeği orasından burasından fırtlamayan, hayvan gibi içip yine de kendini rezil etmeyen insanları acaip kıskanıyorum!Ulan dün 3 bardak votka içtim küçücük alanda kayboldum, yine "bühühühü yapayalnızım lan ben!" triplerine girdim, sonra gece yemelerine bayılıyorum gel gör ki çaktırmadan rejim yapıcam diye göbeğim çatlıyo ya adam yanımda almış koca dürümü sevişircesine yiyo ben de "ayyy yokkk benim midemi rahatsız ediyo bu saatte" diye birşeyler saçmalıyorum eve gidip manyak gibi her gün oramı buramı ölçüyorum!

Bir ikincisi herşeyini gizli saklı yaşamayı beceren insanlar...Ben üzüleyim,sevineyim ne bileyim birine yazıyım ya da bileklerimi kesesim gelsin yani başıma herhangi birşey gelsin cümle aleme duyurma isteğiyle yanıyorum!Sonra da "ayyy eloise bilmemkim senin için şöle demiş" "ayyy sen şunu da mı yaptın hede hödö den duydum"larla uğraş işin gücün yoksa. Hah bak bir kıskandığım şey daha, böyle hiç çemkirmeden trip atmadan yanındaki adamı yola getiren istediğini yaptıran hatunlar var ya onlara da uyuz oluyorum. Ben beceremediğimden en nihayetinde dırdırcı ya da iyi ihtimalle "ayyyy bu kız bana çok aşık yeaaaa" denen salak hatun oluyorum, işte bunlara mahal vermeden ince ince adamı işleyen ve "ayy cnmm ne kadar anlayışlısın" madalyası alan hatunlardan ders alasım var.

Bu ara en ama en çok kıskandığım şeyse utanmadan söyleyeceğim: Pucca'nın kitap çıkarıyor olması. Hah ondaki komik üslup bende olmayabilir, bir Ayşe Arman olamayıp depresif orospu modunda takılıyor da olabilirim ama da kitap çıkarması?! Hadi be canım sen de! Karının zaten herşeyini blog'dan öğrenmişiz bir de başımıza celebrity olacak, hah bir de liseden beri ciddi ciddi yazdığım şeyler "büyük" adamlar tarafından hep beğenilirken (buraya yazdıklarımdan bahsetmiyorum, öykü falan...kaliteli şeyler bebeyim!) daha henüz o kadar kamuoyu tepkisi uyandıramadı gereken ilgiyi göremedi ya şuracıkta çatlayabilir ya da en olmadı hırsımdan günlerce kafamı kaldırmamacasına kitap dosyası hazırlayabilirim!

Son olarak, gideceği yeri şıp diye bulabilen yön duygusu über gelişmiş insanları, sosyal hayatla dersi dengeleyip elinde sınav kağıdı olmasına rağmen 50nin üstünde not alamadığı usul gibi bir dersle uğraşmak zorunda kalan bendenize nazire yaparcasına "ayyy hiç çalışmadım 78 almışım yeaa" diyenleri, evi odası sürekli toplu olan benim gibi temiz kıyafet yoksunluğundan kuzeninin eski t-shirtlerine talim eden zavallıları anlayamayan (hahha bu da Big Bang Theory'de vardı...Penny temiz kıyafeti yok diye iğrenç giyiniyodu ya...hah o benim işte!) insan evlatlarını, gece 2 olduğunda pıtır pıtır aadabıyla evine gidebilenleri, ağlayınca rimeli asla dağılmayan süper kahraman olduğuna inandığım kadınları, yaz okulu denen rezaletle uğraşmadığından yazın sonunda meleze dönüşüp gelen ve bütünnnn yıl yaz anılarından bahseden şanslı piç kurularını...

Çok kıskanıyorum çokk.

Bugün hasedimden çatlamazsam bunları kafamda kurup kurup iyidir!

Monday, May 10, 2010


Biraz kiraz, biraz da sevişme mevsiminde;
Nefis rüyalarınız için çırılçıplak heykeller!

Irvine Welsh 90'ların kült kitabı Trainspotting ve kısmen Porno'da mükemmellik hedefiyle donatılmış yüzü gözü sahte pembelere boyanmış dünyaların yozlaşmış yanını gösterdiğinde yankılarının 2010'lara kadar süreceğini tahmin ediyor muydu bilmiyorum. Ama 90'ların ilk yarısından beri kendimizi içine kaptırdığımız bu girdap; iyi okullar-iyi aileler-iyi sevgililer-iyi işler-iyi para...iyi iyi iyi iyi herşey!! takıntısı elimizde iyiye dair ne kaldıysa kötüye griye bir kara mizaha farkındalıktan yoksun bir başkaldırıya boyamamıza yol açtı.

İyi okullar diye debeleniyor, sevmediğimiz okulların sevmediğimiz bölümlerinde bir son dakika golüne kadar ne olacağımızı bilmeden yaşıyor, iyi sevgililer peşinden koşuyor yavan sevişmeler, korkak sevişmeler ve hatta mevcudiyetsiz sevişmelerle vakit öldürüyoruz. "Bu kızın dilinde hep sevişme zaten" diyenlere inat bunu biraz daha açacak olursak, geçen gün bir arkadaşımla konuştuğumda varılan ortak nokta şuydu ki zoraki bir mutaassıplık içinde esasında "çılgın gençlik" sandığımız 2000 jenerasyonu.

Çabuk tüketmişlikten mi, bir türlü kurtulanamayan toplum baskısından mı yoksa beyinlere sıkışıp kalmış yetersizlik duygusundan, bu "iyi"lik kompleksinden midir bilinmez, "teen" yıllarında sanki masumiyetin resmini bedenine ruhuna çizmiş gibi 20li yaşlarına geldiğinde "iyi aile babası"/"masum bakire" kılığına bürünenleri, etrafındakileri fütursuzca yargılayan,yadsıyan,yaftalatan ve yadırgayanları anlayamayacağım sanırım hiç; bu blog da bu yaşadığım yarım yamalak hayat da hem biraz onlara baş kaldırı hem de bir kişisel manifesto sanırım. Sonunda kazanan kaybeden yok çünkü bu hayatın, sonuna geldiğinde "daha iyi" diye bir şey yok..herşey görece, herşey flu, herşey karman çorman sona geldiğinde. "İnsanlık için" deme sakın bana...insanlar görmedim ben...kadın ve erkekler gördüm hep, birbirine dokundukça bir olan hayatında tadamadığı zevkleri, "aşk"ı, bütünlüğü, aidiyeti 10 dakikaya sıkıştıran kadın ve erkekler gördüm...Hayata dair ne biliyorsam aşktan...bitmeyen tükenmeyen korkusuzca sevişen inadına dokunan bağıra çağıra yaşayan kadın ve erkeklerden öğrendim ben aşkı...ve aşktan da hayatı öğrendim.

Boşuna direnme o yüzden içindeki kötüye...kimse beceremedi bugüne dek herşeyi tam olarak zaten, kendini paraladıkça kötüleşme diye tüm bu yazdıklarım...biraz kötü ol ki içinde iyiye dair birşeyler kalabilsin, olanla olabildiğine sevinçlen yeşeren kısımlarla neşelen diye bu bahar yazısı. Konudan uzaklaştım farkındayım ya, konumuz hep bu hep dediğim gibi...Tolstoy'un dediği gibi tüm dinlerin, tüm ideolojilerin, tüm felsefelerin hepsinin kaynağı bu...

aşk: bu kadar basit...ve bu kadar zor;

zaten kolay olsaydı...herkes doğru yaşardı.