Monday, May 10, 2010


Biraz kiraz, biraz da sevişme mevsiminde;
Nefis rüyalarınız için çırılçıplak heykeller!

Irvine Welsh 90'ların kült kitabı Trainspotting ve kısmen Porno'da mükemmellik hedefiyle donatılmış yüzü gözü sahte pembelere boyanmış dünyaların yozlaşmış yanını gösterdiğinde yankılarının 2010'lara kadar süreceğini tahmin ediyor muydu bilmiyorum. Ama 90'ların ilk yarısından beri kendimizi içine kaptırdığımız bu girdap; iyi okullar-iyi aileler-iyi sevgililer-iyi işler-iyi para...iyi iyi iyi iyi herşey!! takıntısı elimizde iyiye dair ne kaldıysa kötüye griye bir kara mizaha farkındalıktan yoksun bir başkaldırıya boyamamıza yol açtı.

İyi okullar diye debeleniyor, sevmediğimiz okulların sevmediğimiz bölümlerinde bir son dakika golüne kadar ne olacağımızı bilmeden yaşıyor, iyi sevgililer peşinden koşuyor yavan sevişmeler, korkak sevişmeler ve hatta mevcudiyetsiz sevişmelerle vakit öldürüyoruz. "Bu kızın dilinde hep sevişme zaten" diyenlere inat bunu biraz daha açacak olursak, geçen gün bir arkadaşımla konuştuğumda varılan ortak nokta şuydu ki zoraki bir mutaassıplık içinde esasında "çılgın gençlik" sandığımız 2000 jenerasyonu.

Çabuk tüketmişlikten mi, bir türlü kurtulanamayan toplum baskısından mı yoksa beyinlere sıkışıp kalmış yetersizlik duygusundan, bu "iyi"lik kompleksinden midir bilinmez, "teen" yıllarında sanki masumiyetin resmini bedenine ruhuna çizmiş gibi 20li yaşlarına geldiğinde "iyi aile babası"/"masum bakire" kılığına bürünenleri, etrafındakileri fütursuzca yargılayan,yadsıyan,yaftalatan ve yadırgayanları anlayamayacağım sanırım hiç; bu blog da bu yaşadığım yarım yamalak hayat da hem biraz onlara baş kaldırı hem de bir kişisel manifesto sanırım. Sonunda kazanan kaybeden yok çünkü bu hayatın, sonuna geldiğinde "daha iyi" diye bir şey yok..herşey görece, herşey flu, herşey karman çorman sona geldiğinde. "İnsanlık için" deme sakın bana...insanlar görmedim ben...kadın ve erkekler gördüm hep, birbirine dokundukça bir olan hayatında tadamadığı zevkleri, "aşk"ı, bütünlüğü, aidiyeti 10 dakikaya sıkıştıran kadın ve erkekler gördüm...Hayata dair ne biliyorsam aşktan...bitmeyen tükenmeyen korkusuzca sevişen inadına dokunan bağıra çağıra yaşayan kadın ve erkeklerden öğrendim ben aşkı...ve aşktan da hayatı öğrendim.

Boşuna direnme o yüzden içindeki kötüye...kimse beceremedi bugüne dek herşeyi tam olarak zaten, kendini paraladıkça kötüleşme diye tüm bu yazdıklarım...biraz kötü ol ki içinde iyiye dair birşeyler kalabilsin, olanla olabildiğine sevinçlen yeşeren kısımlarla neşelen diye bu bahar yazısı. Konudan uzaklaştım farkındayım ya, konumuz hep bu hep dediğim gibi...Tolstoy'un dediği gibi tüm dinlerin, tüm ideolojilerin, tüm felsefelerin hepsinin kaynağı bu...

aşk: bu kadar basit...ve bu kadar zor;

zaten kolay olsaydı...herkes doğru yaşardı.

No comments:

Post a Comment

konuşun bakalım: